top of page
Bu site,
.com
site tasarım platformu ile oluşturuldu. Siz de hemen kendi sitenizi kurun.
Hemen Başla
AnaSayfa
YouTube
Blog
Online Eğitimler
Forum
İletişim
Giriş
Yeni Başlayanlar İçin Astroloji Eğitimi : Gezegenler
Videoyu Oynat
Facebook
Twitter
Pinterest
Tumblr
Bağlantıyı Kopyala
Bağlantı Kopyalandı
Tüm Videolar
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
Yeni Başlayanlar İçin Astroloji Eğitimleri: Ay'ın Semak Menzili ve Astroloji Açısından Önemi
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
Yeni Başlayanlar İçin Astroloji Eğitimi : Gezegenler
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
Şubat 2022 | Burç Yorumları, Koç Burcun'den Balık Burcu'na Şanslı ve Dikkat Edilmesi Günler Nelerdir
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
Yeni Başlayanlar İçin Astroloji Eğitimleri: Ay'ın Avva Menzili ve Astroloji Açısından Önemi
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
Yeni Başlayanlar İçin Astroloji Eğitimleri: Gezegenler Özellikleri, Anahtar Kelimleri, Etkileri
AstroPedia Life
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
01:01:31
Bakire Doğumdan Çarmıha: İsa’nın Hikâyesi ve Kadim Mitlerle Paralel Yolculuk
İsa'nın hikâyesi, yalnızca Hristiyan inancının temeli değil; aynı zamanda insanlığın ortak bilinçaltına işlemiş kadim bir anlatının yeniden yazımıdır. Bu video, İsa'nın doğumundan çarmıha gerilişine kadar olan süreçte karşılaşılan her sembolün, sadece bir olay değil; bir arketipin, evrensel bir temanın, ezelî bir mitosun modern izdüşümü olduğunu ortaya koyuyor. Bakire Meryem’den doğan bir kurtarıcı, gökyüzünde beliren olağanüstü bir yıldız, doğu bilgeleri, ölüm tehdidi altındaki bir çocuk, peygamberlerle özdeşleştirilen bir kader… Bunlar yalnızca Hristiyanlık’ta değil; Osiris ve Horus, Krishna, Buda, Karna ve hatta Dionysos gibi tanrısal figürlerin öykülerinde de yer alıyor. İsa'nın hayatı, insanın ilahi olanla birleşme arzusunun en dramatik sembollerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu videoda şu sorulara cevap arıyoruz: – İsa'nın bakire doğumu, mitolojik anlatılardaki "göksel çocuk" temasıyla nasıl örtüşür? – Mısır’da Osiris’in parçalanışı ve Horus’un doğumu, İsa’nın misyonuna hangi alegorik kapıları aralar? – Krishna’nın zindandan kaçırılması ile Hirodes’in bebek katliamı arasında nasıl bir bağ var? – İsa'nın mucizeleri, antik şarap ve ekmek ritüellerinin evrimi olabilir mi? Ayrıca, İsa’nın yalnızca bir “tarihi kişi” değil; sembollerle örülmüş bir “ruhsal figür” olarak nasıl inşa edildiğini, onun hikâyesi üzerinden insanlığın kadim korkularının, umutlarının ve beklentilerinin nasıl dile geldiğini konuşuyoruz. Bethlehem yıldızıyla başlayan yolculuk, Roma’nın siyasi düzenine karşı ruhani bir direnişe, sonra da çarmıh ve dirilişle zirveye ulaşan bir dönüşüm anlatısına evriliyor. İsa'nın yıldızlarla işaretlenmiş doğumu, bir mağarada başlayıp tapınaklarda parlayan çocukluğu, çölde geçen kırk günü, mucizelerle dolu öğretileri, mistik son yemeği ve nihayet çarmıhtaki ölümü… Bütün bu duraklar sadece kronolojik olaylar değil, bir inisiyatik yolculuğun aşamalarıdır. Bu video, hem geleneksel Hristiyan anlatıları hem de Gnostik, Ezoterik, Hermetik ve Mitraik metinler üzerinden bir okuma sunuyor. İsa'nın hikâyesini yalnızca “inanılacak” bir öykü değil, “okunacak, çözülecek” bir şifre olarak ele alıyoruz. Arketipler, ritüeller, göksel işaretler ve tarihsel sahneler arasında unutulmaz bir yolculuğa hazır olun.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
50:27
Talmudik Dönem ve Yahudi Mitolojisinin Dönüşümü: Melekler, Şeytanlar ve Yorumun Yasa ile Evliliği
Tapınaksız Bir İnanç: Yahudilik Yeni Bir Form Arıyor MS 70’te İkinci Tapınak’ın yıkılmasıyla Yahudi halkı, inanç sisteminde büyük bir kırılma yaşadı. Kurban, rahiplik ve merkezî ibadet yok olmuştu. Bu travma, yeni bir dini formun doğumunu zorunlu kıldı. Artık Tanrı’ya yakınlaşmak için bir Tapınak değil; bir metin, bir dua ve bir yorum gerekiyordu. Bu dönüşümün adı “Talmudik Dönem”di. Talmud’un Doğuşu: Yorumun Yasa ile Evliliği Mişna ve ardından gelen Gemara’nın birleşmesiyle oluşan Talmud, yalnızca bir yasa kitabı değil; bir mitoloji, felsefe ve halk bilgeliği hazinesidir. Yasa artık yalnızca emir değil; tartışma, yorum ve içtihatla yoğruluyordu. Bilginler, Tanrı’nın sesini yalnızca Musa’nın değil; her neslin aklının ve kalbinin derinliklerinde arıyordu. Bu dönem, Yahudi mitolojisinin yazılı kültürle nihai buluşmasıdır. Metatron ve Melekler Hiyerarşisi Talmudik dönemde Yahudi melekolojisi rafine bir yapıya kavuştu. En üstte Tanrı’nın “yüzünü gören” ve doğrudan hizmet eden melekler yer alırken, aşağı tabakalarda görevli varlıklar bulunuyordu. En dikkat çekici figürlerden biri, insan olan Enok’un göğe yükselerek Metatron’a dönüşmesidir. O, adeta Tanrı’nın “göksel sekreteri” ve melekler arası koordinatörü hâline geldi. Bu, insanın ilahi plana yaklaşma ihtimalini ve kutsal evrenin hiyerarşik düzenini gözler önüne seriyordu. Şeytan, Samael ve Lilith: Karanlık Güçler Sahada İblis figürü bu dönemde daha belirgin hâle geldi. Samael, bir yandan Tanrı’nın cezalandırıcı meleği olarak görev yaparken, diğer yandan kötülüğün kişileşmiş hâli olarak konumlandı. Ona eşlik eden Lilith ise, özellikle gece çocuklarını çalan bir “dişi iblis” olarak halk mitolojisine yerleşti. Bu ikili, kötülüğün hem kozmik hem de bireysel boyutlarını temsil ediyordu. Gehenna, Olam Ha-Ba ve Ruhun Yolculuğu Talmud, ölüm sonrası yaşam üzerine çok katmanlı bir yapı sunar. Gehenna, arınma ve cezalandırma yeri olarak ortaya çıkarken, “Olam Ha-Ba” yani “gelecek dünya” kurtuluşun ve yeniden doğuşun alanıdır. Ruhun, göksel yargıçlar önünde hesap vermesi ve sonunda ya ışığa ya da karanlığa yönelmesi, bu dönemde gelişen ahiret inancının temelidir. Talmudik Dönemde Yahudi Mitolojisinin Yeni Kodları Bu dönem, Yahudiliğin yalnızca dini değil; mitolojik, kozmolojik ve varoluşsal temel taşlarını yeniden ördüğü bir çağdır. Tapınak yıkılmış, ama onun yerine sonsuz tartışmalarla şekillenen bir manevi yapı kurulmuştur. Talmud artık yalnızca bir metin değil; Yahudi halkının kolektif bilinci, hafızası ve mitosudur.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
42:59
Helenistik Dönemde Yahudi Mitolojisi: Logos, Hanuka Mucizesi, Evrensel Teoloji ve Felsefi Dönüşüm
Helenistik Fırtına ve Kudüs'teki Dönüşüm MÖ 333 yılında Büyük İskender’in Yahudi topraklarını ele geçirmesiyle birlikte, Yahudi halkı Helenistik dünyanın kültürel, felsefi ve dini etkileriyle ilk kez yüzleşti. Kudüs’te açılan jimnazyumlar, genç din adamlarının olimpik yarışmalara katılması ve sünnet izlerini gizlemeye yönelik cerrahi müdahaleler, sadece beden üzerinden değil; zihin ve inanç üzerinden de bir asimilasyon sürecinin başladığını gösteriyordu. Dış görünüş ile içsel bağlılık arasındaki bu çatışma, Yahudi düşüncesinde yeni teolojik yorumların doğmasına neden oldu. Tanrı'nın Görünmezliği, Heykellerin Gölgesinde Yunan panteonunun antropomorfik tanrıları, heykellerle temsil edilen çoktanrıcı bir din anlayışını yayarken, Yahudi inancı görünmeyen, cisimsiz ve tek bir Tanrı’ya bağlıydı. IV. Antiokus’un Kudüs Tapınağı’na Zeus heykeli yerleştirmesi, bu karşıtlığın doruk noktası oldu. Bu olay sadece inançsal bir ihlal değil, aynı zamanda “mimariyle dayatılan teolojiye” karşı bir başkaldırının başlangıcıydı: Makabi İsyanı. Hanuka: Işığın Direnişi Talmud’daki anlatıya göre Tapınak arındırıldığında yalnızca bir günlük kutsal yağ kalmıştı, ama bu yağ sekiz gün boyunca Menora’yı yakmayı başardı. Bu mucize, sadece dini bir zafer değil; Helenistik akılcılığa karşı metafizik bir direnişin sembolüydü. “Işık” bu noktada sadece fiziksel bir aydınlık değil, Tanrı’nın varlığını temsil eden ilahi bir metafor hâline geldi. Logos ve Bilgelik: Yunan Felsefesiyle Teolojik Sentez İskenderiye’de yetişen Yahudi filozof Philo, Tanrı’nın “Sözü”nü (Logos) Platon’un ideaları ve Stoacı evrensel akıl anlayışıyla birleştirerek, Yahudi teolojisini Helenistik felsefeyle sentezledi. Logos, artık hem Tanrı’nın yaratıcı ilkesi hem de evrenle ilişki kurduğu aracı bir güç olarak tanımlandı. Aynı şekilde Sophia (Bilgelik), Tanrı’nın kudretinin yansıması ve yaratılışın metafizik motoru olarak kişileştirildi. Apokrif Metinlerde Yeni Mitolojik Katmanlar Bilgelik Kitabı, Sirak, Tobit ve Judith gibi apokrif metinler, ruhun ölümsüzlüğü, meleksel aracılıklar ve iblislerle mücadele gibi konularla Yahudi mitolojisinin sınırlarını genişletti. Özellikle 1. Hanok Kitabı’nda Gözcü Melekler, Nefilim devleri ve cinlerin kökeni gibi demonolojik temalar, Yahudi kozmolojisinin yapıtaşlarını dönüştürdü. Cennet, cehennem ve ölüm sonrası yargı kavramları artık belirginleşmişti. Yeniden Yazılan Mitoloji, Evrensel Teoloji Helenistik dönem Yahudiliği sadece bir kültürel asimilasyon tehdidi değil, aynı zamanda teolojik bir zenginleşmenin kapısıydı. “Söz Tanrı’dır” fikrinden, “Tanrı kendini Logos ile açıklar” anlayışına geçiş, Yahudi mitolojisini hem entelektüel hem de evrensel boyuta taşıdı. Bu dönem, gelenek ile yenilik arasında sıkışmış bir halkın, kendi özünü kaybetmeden çağın ruhuna karşılık verme çabasıdır.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
50:07
Yahudi Mitolojisinde Roma Gölgesi: İkinci Tapınak, İsyanlar ve Mesih Beklentisi
İkinci Tapınak: Kutsallığın Yeniden İnşası M.Ö. 538’de Persler tarafından özgür bırakılan Yahudiler, Kudüs’e dönerek Süleyman’ın yıkılan Tapınağı’nın yerine İkinci Tapınak’ı inşa etti. Bu yeni yapı, sadece mimari değil; kolektif hafızada ilahi bir merkezdi. Tapınak, kurban ritüelleri, bayramlar ve yasa uygulamalarıyla Yahudi kimliğini koruyan bir sığınak işlevi gördü. Ancak bu kutsal merkez, zamanla hem dış güçlerin hem de iç ihtilafların hedefi hâline geldi. Helenistik Etkiden Roma'nın Demir Yumruğuna Seleukosların baskısı altında baş gösteren Makabi İsyanı'nın ardından gelen görece bağımsızlık dönemi, Roma’nın Filistin’i ele geçirmesiyle sona erdi. Pompeius’un Kudüs’e girerek Tapınağın iç bölmesine kadar ulaşması, yalnızca bir askeri zafer değil; Yahudi halkı için kutsal olanın aşağılanmasıydı. Roma egemenliğiyle birlikte hem siyasi hem de dini çatışmalar keskinleşti. Yahudi halkı, bir yanda Sezar’ın otoritesiyle bir yanda Tanrı'nın yasasıyla baş başa kaldı. Halkın Umudu: Mesih ve Kurtuluş Beklentisi Zulüm arttıkça kurtarıcı beklentisi de yoğunlaştı. İkinci Tapınak Dönemi, Yahudi mesihçiliğinin en çok kristalize olduğu evredir. Özellikle Zebur ve Daniel kitaplarında yer alan “Tanrının krallığı” fikri, bu dönemde siyasi bir kurtuluş umuduna dönüştü. Mesih, yalnızca ruhani değil; aynı zamanda politik bir figür olarak halkın hayal gücünde yer aldı. Romalıların boyunduruğu altında ezilen halk, Tanrı’nın vaadini bekliyordu. Yahudi Mezhepler ve Dini Çeşitlilik Bu dönemde farisiler, sadukiler, esseniler ve zelotlar gibi mezhepler doğdu. Her biri farklı bir kurtuluş ve bekleyiş anlayışını temsil ediyordu. Farisiler, sözlü geleneği ve yasa yorumunu savunurken; sadukiler aristokratik sınıfı temsil ediyor, Esseniler inzivaya çekilmiş bir kurtuluşu bekliyordu. Zelotlar ise doğrudan silahlı direnişi seçti. Bu mezhepler arası ayrılık, Roma karşısında birliğin sağlanamamasına da zemin hazırladı. İkinci Tapınak'ın Yıkımı: Tanrı’nın Evi Terk mi Edildi? MS 70 yılında Titus komutasındaki Roma ordusu, Kudüs’ü yerle bir ederek İkinci Tapınağı yaktı. Bu olay, sadece bir tarihsel yıkım değil; teolojik bir travmaydı. “Tanrı bizi terk etti mi?” sorusu, bu dönemden sonra Yahudi ilahiyatının merkez sorusu hâline geldi. Yeni dönemde kurban ibadetinin yerini dua, tapınağın yerini ise metinler aldı. Bu dönüşüm, Yahudi inancını daha metinsel, yorumcu ve diyaspora uyumlu bir forma evriltti. Yahudi Mitolojisinin Yeni Formu: Diaspora ve Direniş Tapınak sonrası Yahudilik artık bir merkez etrafında değil; bir metin, yasa ve umut etrafında şekillendi. Babil Talmudu’nun temelleri atıldı, Tevrat’ın etrafında halk yeniden inşa edildi. Mesih beklentisi sönmedi; hatta daha evrensel bir boyut kazandı. Artık kurtuluş yalnızca Kudüs için değil, tüm dünya için umut edilen bir dönüşüme evrildi. Yahudi mitolojisi, tarihsel travmayı kozmik bir anlamlandırmaya dönüştürdü.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
42:36
Kutsal Metinlerde Kayıp Kehanetler: İkinci Tapınak’tan Enoch’a Uzanan Kıyamet Sırları
Kutsal kitapların satır aralarına gizlenmiş kadim kehanetleri, insanlık tarihini şekillendiren apokaliptik vizyonları ve ilahi sırları hiç merak ettiniz mi? Bu video, İkinci Tapınak Döneminden başlayarak, Enoch'un göğe yükselişi, meleklerin fısıldadığı kozmik gerçekler ve yaklaşan kıyamet beklentisi etrafında örülen büyük gizemi gün yüzüne çıkarıyor. Enoch Kitabı, resmi kutsal metinlerden dışlanmış olsa da, içinde barındırdığı kehanetler ve meleklerle olan temaslarıyla, hem Yahudi mistisizminin hem de Hristiyan apokaliptik düşüncesinin temel taşlarından biri olmuştur. Peki, bu metin neden saklandı? Neden sadece Ölü Deniz Parşömenleri ve gizli cemaatler aracılığıyla günümüze ulaştı? İkinci Tapınak, Tanrı’nın yeryüzündeki evi olarak inşa edilmişti, fakat Tapınağın gölgesinde şekillenen metinler çok daha fazlasını anlatıyordu: ➡️ Urim ve Tummim’in kayboluşu, ➡️ Şekhinah’ın çekilişi, ➡️ Ve Tanrı ile insan arasındaki bağın kopmaya başlaması... Bu süreç, Yahudi toplumunda derin bir Mesih beklentisi ve kozmik bir kurtuluş arayışını doğurdu. Esseniler gibi gizemli topluluklar, çöl mağaralarında "Işık Oğulları ile Karanlık Oğulları" arasındaki savaşın başlamasını bekliyordu. Videomuzda şu soruların peşine düşüyoruz: Göğe yükselmek ne anlama geliyordu? Enoch gerçekten hangi sırlara vakıf oldu? Meleklerin sınıfları – Serafimler, Keruvimler, Ofaniler – insanlık kaderinde nasıl roller üstlendi? Kıyamet metinleri, sadece geleceğe dair bir tehdit mi yoksa insan ruhunun evrimine dair bir rehber mi? Ayrıca, Zerdüştlükten Yahudi apokaliptizmine uzanan dualist dünya görüşünün kutsal metinlere nasıl sızdığını, kötülük kavramının nasıl "kişileşmiş bir düşmana" dönüştüğünü ve Şabat ile Yovel yılı gibi ritüellerin zamanın kozmik dengesini sağlamak için nasıl kurgulandığını da ele alıyoruz. Bu video, sadece tarihsel bir yolculuk değil; aynı zamanda insanlığın kutsal sayfalar arasında unuttuğu soruları yeniden hatırlatma çabasıdır. 📜 Kutsal metinlerin yasaklı bölümleri, 🌌 Göksel tahtın bilinmeyenleri, 🔮 Ve kıyamet sonrası vaat edilen düzen bu yayında açığa çıkıyor. Hazırsanız, insanlık tarihinin en büyük gizemlerinden birini birlikte çözmeye başlayalım...
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
47:23
Babil Sürgünü: Şeytanlar, Cennet, Cehennem ve Yahudi İnancının Mezopotamya’da Yeniden Doğuşu
Babil Sürgünü, sadece bir esaret dönemi değil, Yahudi inanç dünyasının en büyük dönüşüm noktalarından biridir. Bu video, Yahudi kozmolojisinin Mezopotamya ve Pers etkisiyle nasıl yeniden şekillendiğini, cennet, cehennem, şeytan, melekler ve ahiret kavramlarının nasıl doğduğunu anlatıyor. Sürgün öncesi Tanakh’ta belirsiz olan ölüm sonrası yaşam anlayışı, Babil’de Sümer ve Akad mitolojileriyle temas ettikten sonra yepyeni bir boyut kazanır. Sümerlerin Ereshkigal’i, Akadların ölüm rüzgarı iblisi Pazuzu, bebeklere musallat olan dişi demon Lamashtu, Zerdüştlüğün Cinvat Köprüsü ve dualist evren anlayışı, Yahudilerin ölüm, kötülük ve öte dünya algısını kökten etkiler. Bu figürler Yahudi düşüncesinde Şeol, Gehenna, Lilith, Shedim, Azazel, Ruach Ra’ah ve nihayetinde bağımsız bir “Şeytan” kavramına evrilir. Tanakh’ta Şeol sadece gölgeler diyarı iken, Babil sonrası dönemde günahkârlar için acı dolu bir Gehenna tasviri ortaya çıkar. Daniel Kitabı ile birlikte ilk kez diriliş, ahiret yargısı ve sonsuz yaşam düşüncesi şekillenmeye başlar. Hezekiel, sürgündeki halka umut verirken, Tanrı’nın halkıyla birlikte sürgüne giden mevcudiyeti olan Şekina kavramını güçlendirir. Bu videoda ayrıca Yahudi demonolojisinin nasıl doğduğunu da inceliyoruz. Lilith, Mezopotamya’nın Lamashtu’sundan nasıl esinlenerek, Adem’in ilk eşi ve gecenin iblisi hâline geldi? Shedim denilen cinler, Babil’in görünmeyen ruhani varlıklarından nasıl türedi? Azazel neden çöle gönderilen bir günah sembolü oldu? Ve Şeytan, Eyub kitabında Tanrı’nın sadık bir savcısıyken nasıl insanlığın düşmanı haline geldi? Zerdüştlük, Yahudi inancına sadece demonoloji değil, aynı zamanda apokaliptik düşünceyi ve Mesih beklentisini de kazandırdı. Cinvat Köprüsü, Gehenna ile birleştirildi; Ahriman figürü, Şeytan’ın bağımsız kötülük gücüne dönüşmesinde rol oynadı. 📖 Tanakh, Talmud, Midraş ve Apokrif metinlerde bu dönüşümün izlerini takip ediyoruz. 🔹 Eyub’daki Şeytan ile Mastema arasındaki farkı, 🔹 Daniel kitabındaki kıyamet vizyonlarını, 🔹 Hezekiel’deki diriliş metaforunu, 🔹 Ve Ezra-Nehemya dönemindeki teolojik kırılmaları ele alıyoruz. Bu video, sadece bir tarih anlatısı değil; aynı zamanda insanlığın kötülükle, ölümle ve bilinmeyenle kurduğu ilişkiye dair derin bir yolculuk. Mitoloji ile teolojinin iç içe geçtiği bu süreçte, Yahudi halkının travmalarını nasıl “şeytanlaştırdığına” ve umutlarını nasıl cennetleştirdiğine tanık olacaksınız. Eğer kadim medeniyetlerin karanlık bilinçaltı, demonolojinin evrimi, ahiret tasavvurları ve kozmik döngüler seni cezbediyorsa — doğru yerdesin. Babil’in gölgelerinden, Gehenna’nın ateşine; Lilith’in fısıltısından, Şeytan’ın yükselişine kadar her şey bu videoda seni bekliyor!
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
50:08
Hakimler Döneminden Süleyman’ın Mührüne: İsrail Krallığı, Cinler ve Mabedin Yıkılışı
İsrailoğulları'nın tarihindeki en kritik geçişlerden biri, Hakimler Döneminin sona ermesiyle başlar. Kabile düzeninde, karizmatik liderlerle sürdürülen bu dönemde merkezi bir otorite yoktur. Ancak siyasi istikrarsızlık ve dış tehditler, halkı bir kral talep etmeye yöneltir. Tanrı’nın isteksiz onayıyla, peygamber Samuel, İsrail’in ilk kralı Saul’u ve ardından efsanevi Kral Davut’u mesheder. Böylece teokratik yapıdan monarşiye geçilir ve yeni bir çağ başlar. Davut'un ardından gelen oğlu Süleyman, İsrail Krallığı’nı hem siyasi hem kültürel hem de ruhani anlamda zirveye taşır. Kudüs’te inşa ettiği Birinci Tapınak (Süleyman Mabedi), Yahudi inancının kalbi olur. Ancak Süleyman’ın sonu, ihtişamlı olduğu kadar tartışmalıdır. Yabancı eşleri ve putperest ritüelleri, Tanrı'nın gazabını çeker. Ölümünden sonra krallık bölünür ve bu zayıflama, Mabedin MÖ 586’da Babil ordusu tarafından yıkılmasıyla sonuçlanır. Süleyman yalnızca bir kral değil, aynı zamanda büyü, gizem ve demonolojiyle özdeşleşmiş bir figürdür. Midraş ve apokrif metinlerde, Tanrı'nın ona verdiği altı köşeli mühür ile cinleri kontrol ettiği anlatılır. Cinleri Tapınak inşasında çalıştırması, onların isimlerini bilmesi ve doğaüstü güçleri dizginlemesi, Süleyman’ı efsanevi bir okült figüre dönüştürür. Bu anlatılar, hem Talmud’da hem de İslam kültüründe yaşamaya devam eder. Kur’an, Süleyman’ın cinlere, rüzgâra ve hayvanlara hükmettiğini vurgular. Bir diğer dikkat çekici hikâye ise Seba Melikesi ile olan karşılaşmasıdır. Kur’an’da Melike’nin bilgeliğe teslim oluşu anlatılırken, Yahudi midraşlarında Süleyman’ın onun cin mi insan mı olduğunu anlamaya çalıştığı aktarılır. Camdan saray, eteğini sıvaması ve cinlerin doğasına dair bu anlatı, kültürler arası mitolojik bir köprü oluşturur. Sonunda, Birinci Mabedin yıkılışı sadece fiziksel bir felaket değil, Yahudi inanç sisteminde köklü bir dönüşümün başlangıcı olur. Tanrı'nın mevcudiyeti olan Şekina, artık Tapınakla sınırlı değildir; metinlere, sinagoglara ve halkın arasına taşınır. Peygamberlik çağı kapanır, yerini Tevrat yorumları, Talmud ve yazılı kutsallık alır. Bu yayında, Hakimler Dönemi’nden monarşiye geçişi, Süleyman’ın büyülü mirasını, cinlerle olan ilişkisini, Seba Melikesi’nin gizemini ve Mabedin yıkılışının teolojik etkilerini derinlemesine inceliyoruz.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
54:53
Musa’nın Doğru Yolu, Firavun’un Düşüşü: On Bela, Sina Yasası ve Çölde Arayışın Kutsal Mitolojisi
Antik Mısır'ın kudretli Firavunu ile göçebe İsrailoğulları arasında geçen bu kadim hesaplaşma, yalnızca siyasi ya da tarihsel bir çatışma değil, Tanrı’ya başkaldırının ve inançla direnişin sembolik savaş alanıdır. Bu yayında, Musa’nın liderliğinde gerçekleşen Exodus (Çıkış) anlatısını, Yahudi kutsal metinleri olan Tanakh, Midraş ve Talmud’un katmanlı yorumları eşliğinde inceliyoruz. 👑 Firavun’un İsyanı ve Düşüşü Mısır’ın efsanevi kralı, kendini Tanrılaştıran otoritenin simgesidir. Tanakh’a göre kalbi “katılaştırılmıştır” ve her bela, onun kibriyle Tanrı'nın kudreti arasında geçen bir yüzleşme sahnesidir. Kur’an ise onun ölüm anında pişmanlık gösterdiğini ama bunun artık kabul edilmeyeceğini belirtir. Bu yayında Firavun’un sonu hem metinsel hem de sembolik düzeyde analiz ediliyor. 🔟 On Bela: İlahi Adaletin Aşamaları Nil'in kana dönüşmesi, çekirgeler, karanlık ve nihayet ilk doğanların ölümü… Bu belalar sadece doğal afetler değildir. Her biri, Mısır’ın putperest sistemine karşı Tanrı’nın uyarı dolu müdahaleleridir. Midraşlarda her belanın belirli bir Mısır tanrısına karşılık geldiği ve ilahi düzenin yeniden tesis edilmeye çalışıldığı vurgulanır. 📜 Sina Antlaşması ve On Emir Sina Dağı yalnızca yasaların verildiği yer değil, Tanrı ile halkı arasında yeni bir ahdin imzalandığı kutsal mekândır. Musa’nın 40 gün boyunca dağda kalışı, altın buzağı günahı, antlaşma sandığı ve levhalar... Hepsi Tanrı-halk ilişkisini yeniden inşa etme sürecinin parçasıdır. 🏜️ Çölde Geçen 40 Yıl: Bedensel Sürgün, Ruhsal Arınma İsrailoğulları’nın çölde geçirdiği yıllar, tarihsel bir göçten fazlasıdır. Bu süreçte sabır, isyan, kefaret ve sadakat temaları işlenir. Tanrı, her isyanda cezalandırır ama her tövbede yeniden bağışlar. Bu döngü, insan doğasının kırılganlığını ve Tanrı’nın uzun öfkesini anlatır. 🌍 Kenan Yolu, Ahit Sandığı ve Sınavlar Gog ve Magog’un gelecekteki tehdidi, Ahit Sandığı’nın rolü ve Yeşu’nun liderliğinde Kenan’a varış, anlatının yalnızca bir sonu değil, yeni bir çağın da başlangıcıdır. Yahudi geleneğinde bu süreç, kurtuluşun tamamlanmamış ama sürekli bir arayış olduğunu gösterir. 🔎 Metinsel ve Arkeolojik Derinlik Yayında yalnızca kutsal anlatılar değil, bu anlatıların arkeolojik karşılıkları, sembolik yapıları ve mitolojik yankıları da ele alınıyor. Yahudi yorum geleneğinin zenginliği içinde, tarih ile mitosun nasıl iç içe geçtiğini birlikte inceliyoruz. 🎙️ Eğer sen de Musa’nın yolculuğunu sadece bir hikâye değil, bir ruhsal harita olarak görmek istiyorsan; bu video, Tanrı, insan, özgürlük ve kader üzerine düşünmeye çağırıyor.
Videoyu Oynat
Videoyu Oynat
01:01:25
Yaratılışın Kökleri: Talmud ve Midraş Işığında Adem, Tufan, Lilith ve Kayıp Bahçenin Hikmeti
Bereşit kitabının ilk kelimesiyle başlayan anlatı, sadece evrenin değil, insanın, dilin, günahın ve bilginin de doğuşunu temsil eder. Bu yayında, Yahudi kutsal metinlerinin ilk kitabı olan Bereşit’in mitolojik, sembolik ve kozmolojik düzlemlerine derinlemesine bir yolculuk yapıyoruz. Amacımız yalnızca anlatılan olayları sıralamak değil, onların alt katmanlarında gizlenen ezoterik ve felsefî anlamları da gün yüzüne çıkarmak. Adem ve Havva’dan, Lilith’e; Kabil ve Habil’den, Nuh’a; Babil Kulesi’nden, İbrahim’in sınanışına kadar uzanan bu anlatılar, birer tarihî kayıt olmanın ötesinde, insanın bilinç serüvenini, Tanrı ile kurduğu bağın iniş çıkışlarını ve kozmik düzende kendine bir yer arayışını temsil eder. Tevrat'ın yüzeydeki cümlelerinin ötesine geçmek için Midraş Rabbah, Talmud’un Sanhedrin ve Bava Batra bölümleri, hatta bazı Kabalistik kaynaklara başvuruyoruz. Bu kaynaklarda Adem’in ilk formunun çift cinsiyetli olduğu, Lilith’in ilk eş olarak isyan ettiği, Tanrı’nın nefesiyle şekillenen insanın “topraktan” doğarken aslında hangi sembolizmi taşıdığı gibi konulara ışık tutuluyor. 📌 Bu yayında ele alacağımız bazı başlıklar: – Yılan gerçek bir varlık mıydı yoksa içsel dürtülerin metaforu mu? – Tanrı, bilgiyi neden yasakladı? İyilik ve kötülük bilgisiyle insan ne kaybetti, ne kazandı? – Lilith efsanesi nasıl ortaya çıktı ve kadın arketipini nasıl şekillendirdi? – Nuh Tufanı ile Gılgamış arasındaki benzerlikler neye işaret eder? – Babil Kulesi’nin yıkımı, dilin çokluğunun laneti mi yoksa farklılığın kozmik zorunluluğu mu? – İbrahim’in sınavı Tanrı-insan ilişkisi açısından ne ifade eder? Bu soruların izini sürerken, kutsal metinlerin yalnızca inananlar için değil, tüm insanlık tarihi ve düşünsel evrimi açısından da ne kadar zengin katmanlara sahip olduğunu göreceğiz. 🎙️ Eğer Bereşit’i tarihsel bir anlatıdan çok daha fazlası olarak görmek istiyorsan; onu bir bilinç metni, bir evrensel kod kitabı, bir semboller ağı olarak ele almayı tercih ediyorsan, bu yayın tam sana göre. Zihinsel gözlüklerini tak, metaforların ardındaki hakikate birlikte yürüyelim. Çünkü bu anlatılar, dış dünyayı değil, insanın iç evrenini yaratıyor.
Daha Fazla Yükle
Ezoterizm
Yeni Başlayanlar için Astroloji Eğitimleri Serisini Gözden Geçirmek İster misin?
Haydi Başla
Astroloji
Yeni Başlayanlar için Astroloji Eğitimleri Serisini Gözden Geçirmek İster misin?
Haydi Başla
bottom of page